Kordon kanının saklanması

Kordon kanı nakli sayesinde bugün yaşama sarılmış on binlerce hasta olduğunu biliyormusunuz?

Özellikle anne adayları bu yazıyı mutlaka okumalısınız!
Kök hücre nedir?
Kök hücre kemik iliği, kordon kanı ve diğer bazı dokularda bulunan ve değişerek vücudun diğer dokularını oluşturma yeteğine sahip bir grup hücredir. Günümüzde kök hücreler özellikle kemoterapi ve radyoterapi gören kanser hastalarının kan ve başığıklık sistemini yeniden canlandırmak için vey abazı kalıtsal kan hastalıklarının tedavisi için kullanışmaktadır.
Kök hücrelerinin gelecekte felç, parkinson, alzheimer, omurilik zedelenmeleri, kalp ve birçok genetik kaynaklı hastalıkların tedavisinde hatta yaşlanmanın geciktirilmesi amacıyla kullanılabilmesi için araştırmalar devam etmektedir.
Kordon kanı hayat kurtarabilir!
Kordon kanı kök hücreler açısından çok zengindir. Kök hücreler halen günümüzde pek çok ciddi hastalıkların değerli bir tedavi seçeneğidir. Bu nedense saklanması yalnız sizin değil toplum için önemli yararlar sağlayabilecektir. Kordon kanı atılmamalı, mümkünse saklanmalıdır. Ailenizde kök hücre tedavisine ihtiyacı tıbbi olarak saptanmış birisi varsa bebeğinizin kordon kanını saklatmak amacıyla mutlaka hekiminize danışmanızda fayda vardır.
Bebeğinizin kordon kanını kendisi için veya ailenizden bir başkası için yada ihtiyacı olan herhangi bir hasta için ileride kullanılmak amacıyla da özel olarak saklatabilirsiniz. Ancak bir kişinin kök hücre nakline ihtiyaç duyulan bir hastalığa yakalanma ihitimali yaklaşık 1/20.000 arası olarak hesaplanmıştır. Oysa kök hücre nakli için uygun çzellikte hücre bekleyen çok sayıda hasta bulunmaktadır.

 

Neden Kordon Kanı Bankacılığı
Kordon kanının Saklanmasındaki temel amaç, içerisinde bulunan iki önemli kök hücrenin varlığıdır.
Bu kök hücreler:
1- Kan (hematopoetik) kök hücreleri,
2- Bağ doku (mezenkimal) kök hücrelerdir.
İşte bu iki kök hücre kordon kanı bankacılığının peşinde olduğu hücrelerdir. Bu günkü teknolojide Kan kök hücrelerinin çoğaltılabilmesi henüz mümkün değildir ve bu hücreler özellikle bazı kanserlerin (lösemi gibi) ve genetik hastalıkların (Akdeniz anemisi gibi) tedavisinde aktif olarak kullanılmaktadır.
Yasal olarak saklanılabilir bir kordon kanında bulunması gereken kan kök hücre sayısı 2x 106 (ili milyon) olarak belirlenmiştir. Ancak bu bir alt sınırdır ve çoğu durumda bu kadar hücrede yeterli olmayabilir. Yetersiz kalınan durumda uygun doku gruplu farklı kişilerden kan kök hücreleri toplanarak tedavinin etkinliği artırılmaya çalışılır.
Kordon Kanı Nedir, Nasıl Toplanır?
Doğar doğmaz, göbek bağı besildikten sonra ilk 10 dakika içinde, göbek bağından alınır. Bu kan toplanmadığı zaman plasenta ile birlikte atılır, alınması normal doğum prosedürü ve bebeği herhangi bir şekilde etkilememektedir. Alınma işlemi esnasında doğumu yaptıran hekim tarafında yapılır. Hem normal yollda hemde sezeryan doğumlarda uygulabilir.
Alınan kan 36 saat içinde laboratuvara gönderilir. Kordon kanı, laboratuvarda özel yöntemler ile uygun şartlarda dondurulur. Sıvı azot buharı içinde saklanır. Dondurulan kök hücreler daha sonra gerek duyulduğunda çözülerek tedavide kullanılabilir.
Kimler için kordon kanını saklamak uygundur?
Gelişen teknolojiyi gözönünde bulundurursak her doğan bebeğin kordon kanı mutlaka saklanmalıdır. Fakat henüz daha 10-15 sene gibi kısa süredir ülkemizde olan bu uygulamayla ilgili olarak iki farklı görüş bulunuyor. Bazı araştırmacılar sadece ailelerinde ilik nakli gerektirebilecek hastalık öyküsü bulunan ailelerin bebeklerinde bu uygulamanın yapılmasını savunurken, diğer araştırmacılar kök hücre çalışmalarındaki hızlı gelişimi göz önünde bulundurarak herkesin bu alternatifi kullanmasını öneriyor.
Günümüzde kordon kanı nakli ile tedavi edilebilen hastalıklarından bazıları…
Lösemiler
Lenfomalar
Aplastik anemiler
Orak hücreli anemi
Talasemi
Amegakaryositik trombositopeni
Nöroblastom
Bazı bağışıklık yetmezlikleri… vb
Maliyeti Nedir?
Kordon Kanı Bankası; 300 euro peşin (kit ücreti) + 700 euro (7 taksit yapılabiliniyor) dondurma ücreti. Her sene 100 euro ödeniyor. 
Acıbadem Labcell; 735 TL (kit ücreti) + 1.732 TL (dondurma ücreti). Her sene 156 TL ödeniyor. 5 yıllık 535 TL, 10 yıllık 839 TL ücret isteniyor.
 
Malesef birçok jinekolog doktor hamile bayanlara bu konuyla ilgili bilgi vermeyi ihmal ediyor. Bence bu işlemi yaptırıp yaptırmamakla ilgili karar kesinlikle size bırakılmalı. Doktorunuz bu işlemin gereksiz olduğunu düşünüyorsa bile, dünyada yukarıda anlattığım gibi çalışmalar yapıldığı ve sizinde bununla ilgili bir tercih hakkınız olduğu konusunda size detaylı bilgi vermelidir. Çünkü kök hücre alımı sadece doğum sırasında yapılabilmektedir ve geri dönüşü yoktur.
Benim bu konuyla ilgili yaptığım araştırmalar sonucunda ise sizlere önerim bu işlemi yaptırmanızdan yana olacaktır. Kendim için vermiş olduğum karar da gene bu yöndedir. Eğer bütçeniz uygunsa mutlaka kordon kanı işlemini yaptırıp, konuyu doktorunuzla konuşmalısınız.
Kordon kanının saklanması
Bu yazıyı oylayabilirsiniz: 0.3 (1 oy)

5 Yorumlar

  1. Keşke her anne adayı sizin kadar bilinçli olsa tebrik ediyorum,çok tatlısınız 🙂
    Bloguma beklerim 🙂

  2. çok faydalı bir yazı olmuş teşekkürler hiçbir fikrim yoktu…

  3. İlk kez böyle birşeyin varlığından haberim oldu. Teşekkürler.

  4. Kordon kanı saklama, tıp uzmanlarınca tavsiye edilmiyor. Ben de ikizlerim için biraz araştırdım, saklama konusunda ikna olduğumu söyleyemem. Örnek olarak aşağıdaki linkte bulunan yazıyı okuyabilirsiniz.
    http://www.milliyet.com.tr/kordon-kani-bankaciligi-pembenar-yazardetay-aile-1761957/

  5. Merhaba,
    Konu ile ilgili yeterli bilgim olmadığından ne yapmam gerektiğine ben de karar veremiyordum. Okuduğum kadarı ile fikirler binlerce hayat kurtarmak ile işe yaramamak arasında gidip geliyor. Biraz araştırma yaptım, sizlerle de paylaşmak istedim.
    Öncelikle kordon kanının binlerce belki yüzbinlerce hayat kurtardığı doğruymuş gerçekten, ama küçük bir farkla. O kurtulan yüzbinlerce hayat bizim yapmayı planladığımız gibi hastanın kendi kordonundan saklanmış kan ile kurtulmamış. Avrupa ve Amerika’da tıpkı kan bağışladığımız Kızılay Kan Merkezi gibi kordon kanının bağışlandığı halk kordon kanı bankaları varmış. Bu bankalardan hastalara uygun kordon kanı bulunursa ücretsiz olarak veriliyormuş.
    İkincisi her saklanan kordon kanının gerekli olması halinde kesin kullanılabilir olacağının garantisi yokmuş. Saklama koşulları vb denetiminden bahsetmiyorum bile, alınmış olan kan direkt saklandığından steril olup olmadığı ya da kordon kanı içerisindeki kök hücre sayısının tedavi için yeterli olup olmadığı ancak kullanma gerekliliği halinde açıldığında anlaşılıyormuş.
    Üçüncü ve en önemlisi okuduğum kadarı ile şu an kordon kanının, daha doğrusu kordon kanındaki kök hücrelerin tedavi amacıyla en sık kullanıldığı hastalık kan kanserleri imiş. Ancak kişinin kendisine ait kök hücrelerinin kullanılması, uyumlu başka bir vericiden alınan kök hücrelerin kullanılması kadar başarılı olmadığından tedavide ilk seçenek değilmiş. Ayrıca kalp hastalığı, şeker hastalığı gibi hastalıklar için kullanımı henüz yokmuş. Zaten olsa da pek fark etmez gibi çünkü en iyi saklama koşullarında bile kordon kanı en fazla 10-15 yıl saklanabiliyormuş, sonrasında içindeki hücreler canlılıklarını yitiriyor ya da özelliklerini kaybediyormuş. Bizim bebişlerin şeker ya da kalp hastası olması için 10-15 yıl çok erken gibi, değil mi? 🙂

    Konuyla ilgili 2004 yılında Türk Hematoloji Derneği tarafından Türk Tabipler Birliği dergisinde yapılmış bir açıklama var;
    http://www.ttb.org.tr/TD/TD125/19.php

    Ayrıca daha güncel olarak Avrupa Organ Transplantasyonu Komitesi’nin 2015 yılında anne-babalar için hazırlamış olduğu ingilizce bir kitapçık var. Bu kaynakta Kızılay benzeri bağış yapılan halk kord kanı bankaları “public use bank”, ücret karşılığı kord kanını saklayanlar ise “family use bank” olarak ifade edilmiş. Sayfa 13 ve 14’te bu özel bankalar ile ilgili gereklilik anlatılmış;
    https://www.edqm.eu/sites/default/files/parents_guide_to_umbilical_cord_blood_banking_organ_transplantation_2015.pdf

    Amerika Jinekolog ve Obstetrisyenler Derneği tarafından 2011 yılında anne-babalar için hazırlanmış broşürde de özellikle son paragrafta aklımızdaki karışıklıkları ortadan kaldıracak bilgiler mevcut;
    https://www.acog.org/-/media/For-Patients/faq172.pdf?dmc=1&ts=20160128T1807380516

    Tabii ki tüm okuduğum yazılarda ailede genetik geçişli hastalık ve genetik geçişli kanser olması durumunda mutlaka uzman doktora danışmak gerektiği özellikle belirtilmiş.

    Ben aradığım cevapları buldum. Umarım size de yardımcı olur.
    Görüşmek üzere.

Yorum Bırak

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*