Prematüre Annesi İrem Erdoğan Güzey Anlatıyor..

İrem Erdoğan; uzun zamandır tanıdığım en güçlü kadınlardan biri. Premature doğum yapan ailelere farkındalık yaratmak için instagram da yönettiği bir sosyal medya hesabı @littlefighterstr var. Kendisinden aylar once röportaj istediğimde Mert hala hastanedeydi. Bu savaşçı, yakışıklı adam her birimizin oğlu, yeğeni gibi aldığı her gramına sevindiğimiz, hayatımızın çok önemli bir parçası oldu!
Prematüre bebek sahibi olan tüm ebeveynlerden gelen yüzlerce maile vakit buldukça yanıt vermeye çalışan sevgili İrem yaşadığı süreci momsblognote.com ile paylaştı.

Merhaba öncelikle sizi kısaca tanımak isteriz?
Merhaba, ben Irem Erdogan Guzey. 15 Subat 1982 istanbul dogumluyum. Ilk-orta okul ve liseyi Isik Lisesi’nde tamamladim. Sonrasinda, ABD Boston’da TV/Video Produksiyon egitimi aldim. Turkiye’ye donusumun ardindan cesitli yapim sirketleri ve TV kanallarinda bir sure calistiktan sonra, teknoloji sektorunde hizmet veren aile sirketimizde calismaya basladim ve oglum dogana kadar da devam ettim. 2014 Haziran ayinda evlendim ve 2014 Subat ayinda oglumuz Mert henuz 27 haftalikken aniden ve cok erken bir dogumla 700 gr’lik bir mikro premature bebek olarak dunyaya geldi.

"Karnım çıkar çıkmaz doğurduğumdan pek hamilelik fotoğrafım yok"

“Karnım çıkar çıkmaz doğurduğumdan pek hamilelik fotoğrafım yok”

Planlı bir gebelik mi yaşadınız? Hamileliğiniz nasıl geçti?
Esim de ben de cocuklari hem cok seviyoruz hem de onlarla iyi anlasiyoruz. Evlenirken de hemen cocuk sahibi olmayi istiyorduk. Ben 31, esim 36 yasindaydi. Ayrica etrafimda o kadar cok bebek sahibi olmak icin aylarca yillarca ugrasan kisi var ki beklemek hic istemedik. hemen iki ay sonra Agustos ayinda hamile kaldim. 4 Subat’ta da Mert dunyaya geldi.

Muayene sirasinda doktor bir kac dakika ultrasonu izledikten sonra, “48 saat icinde bebegi acil almaliyiz” dedi. 27 haftalik ve 680 gr gozuken bir bebek nasil olacak da dogacakti. Sabah doktor muayenesi icin geldigim hastanede ertesi gun dogum yapacaktim.

Bize doğum hikayeni anlatabilir misin?
Yillardir yuksek tansiyon, ve migrene dayali bas agrisi problemi yasayan biriydim. Ozellikle gergin zamanlarimda daha zorlasirdi her sey. Hamileligimin 4. ayinda bas agrilarim asiri siddetlenmeye basladi. 4 gun, 4 gece gecmeyen bas agrisi ataklari yasiyordum. Kafami kesmek istedigim zamanlar oluyordu. Bas agrisi, hele ki migren ataklari yasayan insanlar ne demek istedigimi anlayacaktir. Alabilecegim agri kesiciler de limitliydi. Gittigim kardiologlar, norologlar bundan baska yapabilecek bir sey yok dinleneceksin dediler. O zamana kadar yogun calisiyordum. Sansima islerimizin de cok yogun oldugu bir donemdi. Agrilarim artinca biraz dinlendim, agrilar gecti ve yine ise basladim. 25. Haftaya geldigimizde doktorum bebek bir hafta geriden gelmeye basladi, biraz dinlen artik, hatta hep yat dedi. O gunden sonra evde kalkmadan yatmaya basladim ama o da yetmedi. Benim planim, hamileligimin 7. Ayimda Boston’a gidip orada dogum yapmakti. 25. Haftada doktor kontrolune gittigimde erken dogum ihtimali var gidiceksen hemen git dedi doktorum ama boyle bir risk varken gitmek istemedim. Iyi ki de oyle yapmisim. Bu arada erken dogumdan kasti 33. hafta civarlariydi. O gunku ultrason goruntusu cok yakinda ters gidebilecek bir seyler olabilecegini gostermiyordu bize.
Doktorum bebegin gelisim hizini takip etmek icin aylik kontrolu beklemeden 2 hafta sonrasina tekrar cagirdi beni ama o 25. hafta muayenesinin ardindan icime kotu bir his coktu. Bir seylerin ters gidecegini ilk o an hissettim. Doktorum 2 hafta sonra demesine ragmen ben 1 hafta sonrasina detayli ultrasonda uzman bir baska doktor icin hastaneden zar zor araya insanlari sokarak randevu aldim. Etrafimdaki herkes gereksiz panik olmamami, ortada hic bir sey olmadigini soyluyor ve beni sakinlestirmeye calisiyordu ama benim icime o his bir kere cokmustu ve iyi ki ben o ic sesimi dinlemisim ve bu yasadiklarimdan sonra tum annelere hem hamileyken hem de cocuklarini buyuturken mutlaka ic seslerini dinlemelerini tavsiye ediyorum. Sizin bebeginiz sizden bir parca ve onu kesinlikle hissediyorsunuz.
Muayene sirasinda doktor bir kac dakika ultrasonu izledikten sonra, “48 saat icinde bebegi acil almaliyiz” dedi. Meger bebegime giden beslenme kanali tamamen durmus ve hatta ters akmaya baslamis. Sok gecirdim tabiki. 27 haftalik ve 680 gr gozuken bir bebek nasil olacak da dogacakti. Sabah doktor muayenesi icin geldigim hastanede ertesi gun dogum yapacaktim. Ruyada gibiydim ama uyanamiyordum. Beynim deli gibi calismaya basladi. Gecmisteki butun bilgileri tariyordu ama o kadar minik dogup da yasayan bir bebek hic bilmiyordum. Hastaneye yatisim yapildi. Uzerime takilan cihaz ile bebegin kalp atislarini surekli takibe basladilar. Dunya basima yikildi diyemem cunku israrla mantigim ile ileri itiyordum onu ve zorla ama cok zorla iyi dusunmeye calsiyordum cunku baska bir carem yoktu.
Kendimi iyi hissetmek bebegime de faydali olacakti, ona inandim.
Insanlar belki deli diyecek ama kuaforumu hastaneye cagirdim. Bari doguma girerken kendimi iyi hissedeyim diye ve tabii bi yandan da zaman gecsin diye manikur pedikur yaptirdim, fon cektirdim. Odaya ahh ahh vahh vah yapacak kimseyi almadim. Benim panigim bana yetiyordu ve benden daha tedirgin birileri beni sadece daha kotu hissettiriyordu. Bu nedenle etrafimda sadece olumlu insanlar gormek istedim. Esim de cok pozitif biridir onun etkisi cok cok buyuktu.
Icimde firtinalar kopuyodu bir aglayip bir guluyodum ama kontrolumu hic birakmadim.
Hastaneye yattigim o ilk gece zor gecti tabi. Ertesi gun 680 gr lik bir bebek doguracaktim ve neye dua edecegimi bile bilmiyordum. Elimde telefon benzer bir tecrube yasamis anneleri aradim instagram’da belki bir umut isigi bulurum diye ama hic kimse yoktu. Bir kac unlu anne buldum ama gazete mansetleri cok sinir bozucuydu. Sanki onlarin bebekleri bir mucizeymis gibi bahsediliyordu. Yani onlara vuran bu piyango daha pek cok kisiye vuramazdi. Su an bildigim gibi o zaman da 27 haftalik dogan bir bebegin yasam sansinin %90 oldugunu bilseydim her seyi o kadar farkli yasayabilirdim ki ama maalesef bunu tum bu izdiraplari yasadiktan sonra ogrenecektim.
Esimle birbirimize sarilip bolca aglayarak gecti o gece. Sabah doktor kontrolune gelip devaminda basima gelenlere hala inanamiyordum. Tek dilegim sabah uyandigimda her seyin bir ruya oldugunun ortaya cikmasiydi ama oyle olmadi. Oglen 1 de beni doguma almak icin geldiklerinde yine sadece beni gulerek aglamadan ugurlayabilecek kisileri istedim yanimda cunku guclu olmak zorundaydim ve beni gucsuzlestirecek hic bir seye hala tahammulum yoktu.
Icimde tarifsiz bi korku ama yuzum gulumseyerek ameliyathaneye girdim. Yanimdaki arkadasima “fotografimizi cek animiz olsun o kadar da degil” dedim hatta.
Ameliyathanede epidurali takana kadarki zaman asiri zordu cunku tek basima o korkuyla basa cikamiyodum. Zangir zangir titremeye basladim. Hastabakiciya lutfen beni siki tutun diyodum. O sirada karsimda 3 tane guler yuzlu hemsire ve bir de pembe ortuler ile hazirlanmis bir bebek kuvezi oldugunu farkettim. “Benim oglum olacak niye pembe bu ortuler” dedim, gulduler sadece. Sonradan ogrendim ki yogun bakim bebeklerinin rengi mavi ortude mora calacagindan ve doktorlari yaniltacagindan hep pembe ortu kullaniyorlarmis. Doktoruma “dogunca aglar mi, sesi cikar mi?” dedim. Hayir cevabini alinca icim rahatladi. Tamam o zaman sesi cikmazsa öldü sanmayim die dusundum.
Epidural takildiktan sonra esim yanima gelince biraz rahatladim. Surekli guzel hayaller kurdu kulagima. En sevdigim seyin tatile cikmak oldugunu bildiginden, “Bebegimiz ile tatillere gidecegimiz yerleri anlatmaya basladi. Belden asagim uyusuktu ama dogumun basladigini hissediyordum. “Cikariyorlar bebegi” dedim Tuncaya ve o sirada kedi miyavlamasi gibi incecik bi aglama sesi duyuldu. Sok olmustum, aglamaz dedikleri bebegim agliyodu. Bu nasil bir sinavdi ve ben neler yasiyordum. Dunyamizi tamemen degistiren o incecik ses ile birlikte biz de aglamaya basladik hem de katila katila. Cok ilginc bi sekilde ilk defa o an hic bir olumsuz duygu hissettmedim, o kadar mutluydum ki. Her sey boyle zorken bile dogum boyle guzel bi seyse kim bilir her sey normalken nasil guzeldir diye dusunuyorum o ani yasadigimdan beri cunku her seye ragmen muthis bir sey yasiyorduk.
Mert’i hemen hazirladiklari kuvezle birlikte hic birimiz gormeden bebek yogun bakima aldilar.
Yarim saat sora da ben odadaydim.
Doktorum muthis bi zamanlama plesentasi yirtilmis dogum olmasaydi her an kaybedebilirdik bebegi dedi.
Yani icime bir sikinti dusup zar zor detayli ultrasona randevu alip hastaneye gelmeseydim, bir sonraki doktor randevumu bekleseydim bebegimi buyuk ihtimalle kaybedecek ve hatta belki ben de ciddi bir risk altina girecektim. Yasadiklarim bir suredir bir film gibi akmaya baslamis meger ve hislerim beni o gune suruklemis. Cok ama cok sansliydik buraya kadar ama zor gunler, akmayan saatler, bitmeyecek gibi gelen ic sikintilari asil simdi basliyordu.

İrem'in Mert'i ilk gördüğü an

İrem’in Mert’i ilk gördüğü an

fotoğraf 1-2

Sizin bebeğiniz ne kadar süre küvezde kaldı? Diğer prematüre annelerine de umut olması açısından mutlaka sormak istiyorum; ilk ne zaman kucağına aldın, o süreçte neler hissettin?
Mert 88 gun yogunbakimda kaldi. Ilk 10 gun onu gormeye cesaret edemedim cunku lafi gectigi her saniye agliyordum. Onun bulundugu hastanenin 3. katina inmeyi denedim, cesaretimi toplayip onu gormek istedim, ama daha asansorde katila katila aglamaya basladim. Bir seye kendimi cok sartladim. Mert’in yanina aglayarak asla girmek istemiyordum. Bunun onu kotu etkileyecegine inandim. Doktoru da bunun dogru olacagini soyledi cunku ozellikle ilk on gun gecirdigi yogun enfeksiyon nedeniyle durumu cok kritikti. Anne karninda oldukca yipranmis, yorulmus ve kilo kaybetmisti. Ne zaman ona guc verecek kadar guclu hissettim ve kendimi topladim onu o zaman gormeye hazirdim. Tuncay dogdugu andan itibaren surekli yanina gidiyordu. Hep onunla konustu ve hep guzel seyler anlatti bana.
Her sabah gozumu actigimda gogsumun ustunde kocaman bir tas oturuyor gibiydi. Acaba oglum geceyi atlatabilmis miydi? Nefes almak bile asiri zordu. Hayatimda hic bu kadar cok dua etmemis, hic bu kadar “masallah, insallah” dememisimdir. Etrafimda surekli pozitif kalarak beni oyalayan arkadaslarim ve her sabah sanki hic bisey olmamis gibi islik calarak uyanip, her seyin yoluna girecegini bana inandirmaya calisan ve bir sekilde beni guldurmeyi basaran bir kocam, ve hastanenin kafeteryasini doldurup tasiran ailelerimiz ve yakinlarimiz olmasa hakikaten altindan kolay kalkamazdim.
Ilk 1 ay cok zordu. Mert bir gun iyi, bir gun kotuydu. Daha iki gunlukken kaptigi enfeksiyon onu daha da gucsuzlestirdi. Onu atlatti derken, kalbinde ritimsel bazi sorunlar oldu. Uzunca bi sure kalp ritm ilaci kullandi ve buna ragmen uzunca bir sure duzelmedi. Avuc iciniz kadar bir bebegin, ustelik sizin kendi bebeginizin tum bunlarla savastigini gormek gercekten cok agir ama sonra kuvezin basinda onu izlerken yaptigi tek bi hareket ya da degerleriyle ilgili iyiye giden bir durum sizi tekrar havalara ucuruyor. Zaten tam da bu yuzden premature annesi olmak roller coasterda olmak gibi bisey diyorlar. Surekli sert inisler, surekli sert cikislar.
19. Gunde Mert’i ilk kez kucagima aldim. Uzerinde tum degerlerini takip etmek icin takilmis bir suru kablo, burnunda kocaman solunum borusu vardi. Henuz sadece 830 gr.’di Tum o kablolardan siyrilip onu vucuduma yasladigimda onca gun cektiklerimin hepsi bir anda ucup gitti demeyi cok isterdim ama tam tersi oluyor, bebeginizle yakinlastikca uzuntunuz cok daha artiyor. Onu yogun bakimda birakip evinize gitmek, her dakika acaba nasil diye merak etmek, her calan telefonla yerinizden ziplamak ve tum bunlarin yaninda duzenli sut uretebiliyor olmak tabiki cok zor ama enteresan bi guc size hep yardim ediyor.

fotoğraf 4

“Buyukce bir tshirt alip merti gogsume koyduktan sonra o tshirtu ustume giyiyordum. Boylece Mert’le temasimiz iyice anne karnindaki gibi yapisik bi hale geliyordu.”

Eminim çok fazla hatırlamak istemediğin bir dönem fakat başka prematüre annelere de destek olmak, yalnız olmadıklarını hissettirmek adına bu soruyu sormak istiyorum.
Bize biraz hastane günlerinden bahseder misin? Prematüre bebekler hastane sürecinde neler yaşarlar? Bebeğin anne ve babayla olan ilişkisi nasıl olur?
Tam tersi o gunleri hatirladigimda mutlu oluyorum ve bir daha sukrediyorum ben. Her gununumuz ayniydi. Sabah esim gece boyunca sagdigim sutleri hastaneye goturuyor Mert’i goruyordi. Oglen ben yine sagdigim sutu alip hastaneye gidiyor Mert’i goruyor, bir kac saatimi onun kuvezinin basinda onu seyrederek, ona dokunarak geciriyordum. Aksam yine esim is cikisi Mert’i gorup eve geliyordu. Boylece Mert’in gece disinda neredeyse hep yanindaydik. Uc saatte bir pompa basinda Mert’e sut sagarak, o sutleri ozenle uzerine notlar yazip saklayarak, hastane ve ev arasinda mekik dokuyarak bir bir geciyordu gunler.
Mert’i kucagima aldigim gunden itibaren yani 19. Gunden sonra hastanede gecirdigim sure daha da uzadi. Kanguru bakimi denilen premature bebeklerin zihinsel gelisimine cok fayda edecek bir yontem Amerika’da tum hastanelerin bebek yogun bakim unitelerinde uygulaniyor. Turkiye’de bu imkan maalesef her hastanede yok. Ben sansliydim ki Amerikan Hastanesi kangru bakimini destekleyen bir hastane. Bebeginizi ciplak teninizin ustune, gogsunuze koyup o sekilde temas sagliyorsunuz. Ben bunu her gun yapiyordum. Ilk baslarda 10 dakika ile baslayip Mert buyudukce sure de artti. Bu hem bebege hem de anneye cok faydali bir yontem. Bebek annesinin teninde sicakliginda sakinlesiyor, guven buluyor; annenin de bu temas sayesinde sut uretimi artiyor ve tabii ki bebegiyle kurdugu bu bag ona cok iyi geliyor. Mert kucagima gelince sutlerimin akmasini durduramazdim. Mert biraz buyudukce kesfettigim bir yontemle cok mutlu oldum. Buyukce bir tshirt alip merti gogsume koyduktan sonra o tshirtu ustume giyiyordum. Boylece Mert’le temasimiz iyice anne karnindaki gibi yapisik bi hale geliyordu. Mert de her seferinde huzurla uyuyordu. Babasi da yine ayni sekilde izin verilen her zaman onu kucagina aldi ve bolca konustu Mert ile. Yogun bakim kapisinin onunde kosarak birbirimizi gecmeye calisirdik cogu zaman ilk ben gorecegim diye 🙂 cunku insan her gun o kapidan oyle cok ozleyerek giriyor ki.
Mert kuvezden cikip ustu acik yataga gectiginde alt degistirme, ust giydirme gibi bakimlarini da gunde bir kez hatta buyudukce bir kac kez ben yapmaya basladim. Gercek bi anne gibi hissetmeye ilk o zaman basladim galiba. Elinize bebeginizin kakasi deymeden olmuyor sanirim 🙂

fotoğraf 1-4

Mevcut yenidoğan yoğun bakım üniteleri hakkında düşüncelerin, tavsiyelerin, eksik gördüklerin nelerdir?
Cok sansliyiz cunku bizim tum bu sureci yasadigimiz Amerikan Hastanesi’nin sartlari Turkiye ortalamasinin cok uzerinde. Her bir bebekle ayni anda iki hemsire ilgileniyor. 24 saat kuvozun basinda tum degerleri an be an takip edip raporluyor. Doktorlar zaten cok cok tecrubeli ve Turkiye’nin konusunda en uzman doktorlarindan. Maalesef ki cok az hastanede bu sartlar var. Hastaneye her gittigim gun bos kalan kuvezlere bakip uzuluyordum. Kimbilir baska hastanelerde daha zor sartlarda yasayan ne cok bebek var keske burada bakilsalar diye dusunmeden edemiyorsunuz ama elden hic bir sey gelmiyor.
Esas sorun cihazlar degil, devlet hastanelerindeki cihazlar ozel hastanelerden bile daha iyi olabiliyor ama maalesef kadrolar eksik, hemsire sayisi az ve bebek cok. Dolayisiyla bebeklerle kisitli ilgilenebiliyorlar. Bebek sayisi cok oldugu icin enfeksiyon riskine karsi anneler bazen gunlerce bebekleri i goremeyebiliyor. En acisi da bu.
Premature bir bebegin yogun bakim sartlari ve orada yapilan mudahaleler, hayatinin geri kalaninin kalitesinde cok buyuk etken. Dolayisiyla saglik personelinin sayisi ve tecrubesi cok cok onemli. Mert’in hemsirelerinin ve doktorlarinin Mert icin yaptiklarini heralde omrumun sonuna kadar unutamam.

‘BİZ BAŞARDIK BAK, SEN DE BAŞARABİLİRSİN.”

Hastaneden çıkınca hijyen, beslenme.. vs. konu başlıkları altında nelere dikkat edilmelidir? 
Tam 88 gun sonra 700 gr.in uzerine 2 kilo alarak 2.700 gr olarak taburcu oldu hastaneden Mert. 3 Mayis hayatimizin en mutlu gunuydu ama omuzlarimda muthis bir sorumluluk da hissediyordum. Hastane sureci boyunca hemsirelerden ve doktorlardan ve irtibatta oldugum Amerika’li premature annelerinden hastaneden ciktiktan sonraki donemde neler yapmam gerektigini cok iyi ogrenmistim. Zaten 88 gun tam tesekkullu bir yogun bakim ortaminda ben de yasadigimdan bir cok konuda oldukca bilgilenmis ve uzmanlasmistim.
Hastaneden ciktiktan sonra bebeginizin bagisiklik sistemi gucsuz oldugundan ve enfeksiyona acik oldugundan cok iyi korumaniz gerekiyor. Uzunca bir sure bebege ziyaretci kabul edilmiyor ve evden cikmiyor. Evde tum hijyen kurallarina uyarak davraniliyor. Bebek belli kiloya geldikce asilari tamamlandikca adim adim sartlar degisiyor. Acik hava gezintileri basliyor ama kapali alanda sosyallesme uzunca bir sure tavsiye edilmiyor. Ben sansliydim cunku Mert 3 Mayis’ta yani havalarin tam guzellesmeye basladigi zaman hastaneden cikti. Kisin taburcu olan premature bebekleri korumak icin sartlar cok daha zor. Beslenme en stresli konulardan biri cunku hastane suresinin cogunlugunda ogt denilen beslenme borusunun midesine gitmesiyle emerek beslenme ile cok gec tanisiyor bebekler. Maalesef Mert emme refleksini cok az gelistirebildi ve eve ilk geldiginde her bir beslenmesi bir saat suruyordu. O bir saatte de almasi gereken miktari alamazdi ve cogu kez sutu maalesef ziyan ederdik. Oyle aci gelirdi ki ona kuvvet olacak o sutlerimi cope atmak. Evde gecen ilk 2 ay gercekten zor ama gun be gun bebeginiz gelistikce daha kolaylasiyor her sey.

fotoğraf 2-2

Son olarak premature bebek sahibi olan annelere tavsiyeleriniz nelerdir?
Sanirim bununla ilgili bi kitap dolusu sey soyleyebilirim. Dogumun oncesinde o hastanede yattigim ilk gece en zor gecemdi. O kadar caresiz ve bilgisizdim ki bilmemek acinizi daha da buyutuyor. Ayni seyi yasamis birilerine ulasmaya calistim surekli. Turkiye’de tek bir anne bile yoktu bu sureci paylasan. Sosyal medya kullaniminda dunya ortalamasinin zirvelerinde olan ulkemizde bunun boyle olmasi beni cok sasirtti ve kendimi cok yalniz hissettim. Iki tane premature dernegi var ama ikisi de maalesef yeteri kadar aktif degil. Para toplayip maddi yardim yapmanin, hastanelere kuvez almanin otesinde de bir seyler yapmak gerekiyor bu anneler icin cunku basiniza dunyanin yikildigi o anlarda ilk ihtiyaciniz karsinizda etten kemikten ‘Biz basardik bak, sen de basarabilirsin.’ diyen bir anne gormek. Ne zaman ki Amerikali premature annelerine ulastim, o zaman dunyam degisti benim. Bu kadar cok bebek tum bunlari atlatabiliyorsa benim bebegim de atlatabilirdi. O gece hastane yatagimda birseye kesin karar verdim.
Yasadigim her seyi bundan sonra bunu yasayacak annelerin faydalanmasi ve benim gibi yalniz hissetmemesi icin anlatacak ve tum yasadilarimi paylasacaktim cunku premature annesi olmak oyle bisey ki, dunyanin en iyi psikikologu da gelse sizi bir premature annesinden duyacaginiz bir soz, ufacik bir oneri kadar rahatlatamaz.
Bu nedenle Mert hastaneden taburcu olur olmaz tum hastane surecinde biriktirdigim notlarimi, gunluklerimi ve goruntuleri Instagram’da actigim @littlefighterstr hesabinda anlatmaya basladim. Iyi ki de bunu yapmisim cunku tahminimin de cok daha uzerinde buyuk bir ihtiyacin varligini hep birlikte farketmis olduk. Simdi kocaman bir aileyiz ve premature bebek denildiginde ilk akla gelen bebek #littlefighterMert ve ne mutlu ki 700 gr ile baslayan hikayemiz yepyeni premature ailelerine umut oluyor. Oglum icin kocaman capcanli anilar biriktirirken bu kadar guzel bir amaca da hizmet ediyor olmanin huzuru beni muthis mutlu ediyor ve zaten bunu boynumun borcu olarak goruyorum. Cunku ben sansli annelerdenim. Gucum yettikce de buna devam edecegim cunku her 10 dogan bebekten 1 tanesi premature doguyor ama ulkece farkindaligimiz bu oranin cok cok gerisinde.

fotoğraf 3

Bebekleri yogun bakim surecini su anda yasamakta olan premature annelerine verecegim en onemli tavsiye; ne yapip edip pozitif kalmaya calissinlar. Iyi seyler dusunsunler. Kotu seyler akillarina geldikce o dusunceleri kovup bebekleriyle ilerde neler yapacaklarinin hayalini kursunlar. Anne sutu premature bebekler icin cok onemli. Bu nedenle yeterli sut uretimi icin mutlaka gece gunduz uc saatte bir sutlerini sagsinlar. Bebeklerini mumkun olan her an gorsunler ve kangru bakimi yapmak icin hastanelerine israrci olsunlar. Bebekleriyle konussunlar, dokunsunlar, varliklarini ona hissettirsinler. Tum arastirmalar premature bebekleri hayata baglayan en onemli seyin sevgi oldugunu soyluyor cunku bu onlara yasama tutunmak icin, yani savasmak icin muthis bir motivasyon sagliyor. Gecmeyen aci, bitmeyen zor gun yok. Sabirla ve umutla beklesinler.

Sevgiler,
Irem Erdogan Guzey

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

fotoğraf 2-4

fotoğraf 2-3

fotoğraf 3-2

fotoğraf 5-2

fotoğraf 4-2

Mert’in kuvezi

fotoğraf 3-3

fotoğraf 5-3

fotoğraf 1

fotoğraf 3-5

 

Prematüre Annesi İrem Erdoğan Güzey Anlatıyor..
Bu yazıyı oylayabilirsiniz: 3.8 (40 oy)

10 Yorumlar

  1. Benim oğlum 2 kilo 750 gr doğduğu için çok üzülmüştüm. Şimdi sizin hikayenizle o dönemki maymun iştahlılığıma kızdım. Benim oğlumun ismi de Mert, ikisi de isimleriyle yaşarlar inşallah..

  2. Gözlerim dolu dolu okudum 🙁 Maşşallah minik Mert’e. İnşallahhh çok güzel ve sağlıklı bir hayatı olur..

  3. Yazınız çok bilgilendirici olmuş, tebrik ederim. Ama yalnız diilsiniz. 8 yaş aynı şeyleri
    Yaşadığım mert adında oğlum var.Allah hepsine uzun ömürler versin

  4. 1 hafta once 1.5 kilo gr agirliginda ikizlerim dogdu.yasadiklarinizi okurken hersey gözümün onune geldi. Ben henuz bebeklerime dokunamadim hasta sartlari sizin gibi degil ama yazdiklariniz benide cesaretlendirdi.Inşallah bizde basaricaz.

  5. Google da ogluma dogum gunu temasi ararken buraya suruklendim ve bu postu okurken buldum kendimi.aglaya aglaya okudum hem de.benim oglum da bes gun hastanede yatti o gunleri hatirladim.tabii 88 gunun yaninda esamesi okunmaz.simdi uyuyor olmasaydi ona kocaman sarilirdim.rabbim hepimizin evladini korusun

  6. Ben de 27 haftalık gebelik yaşayan biri olarak iş yerinde iç çeke çeke ara sıra gözyaşlarımı sile sile yazınızı okudum. okuduğum en güzel pozitif doğum hikayesiydi.

  7. mrb benim bebeğimde 26 haftaık doğdu 690 gr. 88 gün küvezde yaşadı ve kaybettik yaşadıklarımız cok zordu sizi anlayabiliyorum küvezde gecen zamanımızda cok zordu gebeliğimde cok zor geçti insallah bütün annelerin hikayesi sizinki gibigüzel olur

  8. Yazınız o kadar güzel ve içten ki…Bana neden yazdığımı yine yeniden hatırlattınız

  9. Okurken kendimden utandım ve ağladım. İnsanoğlu çok şımarık hep fazlasını en iyisini istiyoruz ben de şimdi 37 hafta gebeyim ve 40 haftada planlı sezeryan olmamak için doktorumla cebelleşiyorum. Sancı gelince normal ya da sezeryan doğurmak istiyorum o yüzden planlıya karşıyım. Gerçekten ne kadar da ufak bir detay benim kafa yorduğum. Allah güzel oğluşunuza sizinle beraber uzun ve sağlıklı ömür versin.

  10. Yazinizi aglayarak okudum. Paylastiginiz bu yazi benimde yasadiklarimi basindan sonuna birebir anlatiyor. Ikiz bebekleriim 32. Haftada 1600 ve 1800 gr olarak dogdular, ben ve bebeklerim olum tehlikesi atlattik. Ben 16 gun bebeklerim 35 gun hastanede kaldik. Dogum yaptigim hastane Almanyada oldugu ve her turlu eleman ve ekipmana sahip oldugu icin sansliydik. Bu sansa sahip olamayan her premature annesi ve bebegi icin cok uzuluyorum. Sizin adiniza cok sevindim. Size ve Mert e suana kadar oldugu gibi hep sansli ve uzun bir hayat dilerim.

Yorum Bırak

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*