Yorgun Anne

Geçen gün dünyaca ünlü bir haber portalında blogger bir annenin yazdığı çok güzel bir makaleye denk geldim. O kadar hoşuma gitti ki türkçe çevirisini de sizlerle paylaşmak istedim. Zaman zaman beğendiğim makaleleri de aynı bu şekilde sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bazen biz annelerin zor ve yorucu zamanlarında, yalnız olmadığını bilmek, taktir edilmek hayata karşı tüm motivasyonumuzu ve enerjimizi ayakta tutabiliyor. Buyrun Rachel M. Martin’in blogunda paylaştığı, benim de keyifle okuduğum ‘To the Tired Mom’ (Yorgun Anne) postu;

crying-baby-sleepy-mom-300x241

Dun gece 4 yasindaki oglum benimle uyumak istedi. 

Ve gercekten de cok guzel uyudu. 

Beni sorarsaniz ben hic uyumadim. 4 yasindaki cocugunuzla uyumak, akreple yelkovan arasinda uyumak gibi. Gece ilerledikce kacinilmaz bir sekilde ilk once yuzumde bir ayak, sonra eller, sonra da tekrar bir ayak belirdi.

Tabiki yorgun uyandim hatta yorgundan da ote. Neden kahve makinasini yatak odasina koymadigimi dusundum. Eger odada olsaydi tek yapicagim tusuna basmak olacakti.

Oglum ise cok mutlu uyandi.

“Seni seviyorum anne!” dedi.

Ne kadar yorgun oldugumdan, sirtimin agrisindan ya da sadece 5 dakika daha uyumak istedigimden haberi yoktu tabi, o sadece beni gordugune mutluydu.

Peki ya sen nasilsin?

Sen de benim gibi yorgun bir anne misin?

Uyandiginda gunun 24 saatten daha uzun olmasini diliyor musun? Verebileceginden daha fazlasini vermek icin sinirlarini zorluyormusun? Ya ise gitmek? Temizlik? Annelik? Gun icinde dusunduklerin? Bilgisayar oyunu oynayan cocuklarin sira kimde kavgasiyla basetmeye calismak? (Yoksa sadece bu ben miyim?) Butun gun yaptiklarini dusunup bir fark yaratiyor mu hayatimizda diye merak ediyor musun? Rutinden sen de sikildin mi?

Bazen anne olmak sadece cok yorgun olmak demek.

Bazen anne olmak, kendini yalniz hissetmek demek. Sanki kimse yaptiklarini farketmiyor gibi… Ne de olsa bu yaziyi yazmiyor olsaydim kimse dun gece 42.4 dakika uyudugumu bilmiyor olacakti. Belki de cok sert bir  caramel macchiato siparisimden dolayi sadece sabah Starbucks’ta calisanlar bilebilecekti.

Annelik cogu zaman butun benliginle kendini ailene adamak demek. Cok calisiyoruz. Makarna yaparken tencerede unutup fazla kaynadigi icin lapa yapiyoruz. Surekli oyuncak toplayip, nasil bu kadar oyuncak var diye merak ediyoruz. Havlulari katliyoruz, coraplarin esini buluyoruz, doktor randevularini ayarliyoruz, el lekesi olmus duvarlari temizliyoruz, cocugumuzun yapis yapis olmus suratini yikiyoruz, matematik odevine yardim ediyoruz, mutfagi temizliyoruz, firindaki lekeleri cikarmaya calisiyoruz. Ise gidiyoruz. Isten donuyoruz, butun gun annelik yapiyoruz, hepimiz hikayemiz ne olursa olsun yapmamiz gerekenleri yapiyoruz ve yataga gidip uyuyoruz.

Evet, buna sadece “annelik” ya da “yuzyillardir bunu butun anneler yapiyor” diyebilirsiniz.

Biliyormusunuz, evet aslinda tabiki oyle. En basindan beri her anne sabah kalkiyor, cocuklarla, maddi sorunlarla, ogretmen sikintilariyla, saglik problemleriyle ve daha bir suru seyle ugrasiyorlar. Yalniz bu, en basindan beri boyle diye takdiri yada kutlanmayi haketmiyoruz anlamina gelmiyor. Annelik, ebeveyn olmak muhtesem bir sey. Ama yalnizca cicekler bocekler, kirlarda elele kosmak demek degil, ayni zamanda gercekten cok da zor. Sanki baskalarinin gozunde cok kolaymis gibi gozuken seyler aslinda bizi gercekten zorluyor. Bize mutluluk veren ve yuzumuzu gulduren anlari yasarken bir saat sonra ‘neden 4 yasindaki cocugum sacimi basimi yolmak istememe neden oluyor?’ diye merak etmiyor muyuz?

Hayata katiliyoruz, isimizi yapiyoruz, anaokulundaki diger annelere gulumsuyoruz, lattemizi soyluyoruz, alisverise cikip mutfak alisverisi yapiyoruz ve bunlarin hepsini gulumseyerek yapiyoruz.

Sen yalniz degilsin, duyuyor musun?

Sen. Yalniz. Degilsin!

Anaokulundaki, manavdaki, ofisteki, okuldaki, bekleme odasindaki, her nerde ki anne olursa olsun, bil ki buyuk ihtmalle o da senin kadar yorgun hissediyor. O da bu annelik isini cozmeye calisiyor ve o da bunlara ragmen cok sevdigi cocuklari icin elinden gelen herseyi yapiyor.

O yuzden ben bugun ayaga kalkip, muhtesem ve yorgun butun anneleri alkisliyorum. Sen, uykusuz anne! Sen, cesaretlendirilmeye ihtiyaci olan! Sen, ailesi icin herseyini vermesine ragmen kimsenin bunu farketmedigi! Sen, 5 yasin altindaki uc cocuk sahibi olan ve hic ara vermeye zamani olmayan! Sen, yeni dogan bebegi yuzunden uykuya dalamayan! Sen, ergen cocugunun gece eve donmesini bekleyen! Aslinda sadece sen, anne olan!!

Annelik mesakkatli ve uzun bir yoldur. Sinirlarini zorlayan, geceleri kalbini eriten, deli gibi sevmene ragmen seni cildirtan, bagimsiz bir birey buyutmeye karar vermek bile baslibasina bir cesaret ornegi degilmidir zaten?

Ve sen bunu yapiyorsun. O en yorgun gunlerinde bile!

Sen; muhtesem, guclu, cesur, uykusuz olmasina ragmen savasan, sahane, cool bir annesin.

Zaten kimin uykuya ihtiyaci var ki ? (Ha bir de kahvenize ekstra kafein istemeyi unutmayin)

 

Kaynak: www.huffingtonpost.com

Çeviren: Zeynep Denizel, zdenizel@gmail.com

 

Yorgun Anne
Bu yazıyı oylayabilirsiniz: 4.7 (1 oy)

Yorum Bırak

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*